Her şey böyle başladı
İçimde tıkışıp duranları koyacak yer bulamadığımdan buradayım. Anlatacak ilginç bir hikayem olduğundan değil yalnızca yazma ihtiyacımı gidermek istedim. Zira günün birinde bu satırlara dönüp baktığımda hissetmeyi umduğum bazı duygulara, anlara niyet ederek kayıtlara geçsin istiyorum. Bundan bir yıl kadar önce yaşadığım ülkeyi, kariyerimi hatta mesleğimi geride bırakıp hayatımda taptaze bir sayfa açtım. Bazı şeyleri geride bırakmak oldukça ağır geldi bazılarıysa geride kalınca hafifledim. Sayısız yüzleşme, ego savaşı, yenilmeler ve yeniden ayağa kalkmalar derken bir kaç ay sonra her şeye sil baştan başlıyorum madem öyleyse benim hayallerim vardı bir bakayım onlardan ne olur dedim. Hatırladıkça palazlandı, köklendiler.
Cesaretimi toplamak iyi geldi. Sarıldım sımsıkı hayallerime ve gözü kararttım. Kendimi bildim bileli yaparken kendimi ve dünyanın kalanını unuttuğum şey hep çizmekti. Dahası çocuk kitabı resimlemek istiyordum. Yıllardır bulduğum her fırsatta bunun için irili ufaklı yatırımlar yapmıştım ama şimdi tüm vaktimi, enerjimi ve maddi yatırımımı bir illustratör olmak için adamaya karar vermiştim. Otuzların sonunda, hiç de fena olmayan bir kariyeri bırakıp yeni bir meslek edinme fikri epey çılgıncaydı biliyordum. Kendime sayısız kez bunu istiyor musun, gerçekten bunu yapacak gücün var mı diye sordum. Yanıt hep aynıydı. İçimdeki sesi duymamak bir yana susturmak mümkün değildi. Böylelikle online atölyeler, yüz yüze dersler, uzun soluklu kurslar, domestika, udemy, youtube, patreon ve dahi bulduğum her türlü öğrenme imkanına ortaya yerinden atladım. Günün büyük bölümüne öğrenme ve pratik etmeye adamış olmama karşın hemen hayal ettiğim o noktaya geliverme sabırsızlığım, en iyisi olma telaşım beni çokça tökezletti. Süreçten keyif almaya odaklanmaya gayret etsem de içimde her şeyin mükemmel olmasını isteyen o arsız ses ortaya çıkan işlerimden, gelişmelerden keyif almama neredeyse iç müsaade etmedi.
Bir yılın sonunda kaba bir hesapla bir kaç yüz saatlik eğitimi, yüzlerce sayfalık çizimi geride bıraktığımı gördüm. Bugün işlerime bakınca hala bir sürü kusur bulsam da kendimi bir noktaya gelmiş hissediyorum. Bu işin güzel yanı. Lakin hala bir portfolyo oluşturup yayınevlerine başvurmaya başlayamadım. Çünkü hep tamamlamam, düzeltmem ya da daha iyisini yapmam gereken bir şeyler var. Lakin bugün o günmüş. Üzerime çöken ağır gri bulutların altında önce ezilir gibi oldumsa da hızla toparladım gücümü. İlk portfolyo sayfamı yayınladım. Maile uygun bir format çalışmak kaldı şimdi.
Bu noktadan sonrası hızı kaybetmeden, enerjiyi düşürmeden hızla maili ateşlemek. Olanı, olmayanı olduğu kadarıyla kabul edip denemek vakti şimdi. Mailleri attıktan sonra beklemek, mailleri ikide bir kontrol etmek pek de sevimli olmayacak belki ama daha fazla ötelemeye takatim kalmadı. Gün bugün a dostlar. Bir yol verin...